Başkanımız ve Ferhat Arıcan Gençlik Spor Dergisi'nde - 2014-11-19

CİMNASTİKTE ULUSARARASI BAŞARILARLA TARİHE İSİMLERİNİ YAZDIRAN “İKİ NESLİ” PARALEL ALETİNDE BİR ARAYA GETİRDİK. KENDİ SOYADLARI İLE ANILAN “ÇELEN VE ARICAN HAREKETLERİ’ İLE DÜNYA CİMNASTİK LİTERATÜRÜNE GİREN SUAT ÇELEN VE FERHAT ARICAN'I, GENÇLİK SPOR DERGİSİ’NİN “İKİ NESİL BİR ARADA” DİZİSİNİN BU BÖLÜMÜNDE KONUK ETTİK

Suat Çelen ve Ferhat Arıcan. farklı zamanlarda ortak başarılara imza atarak isimlerini dünyaya duyurdu, ikisinin de paralel aletinde soyadları ile anılan hareketleri literatüre girdi. “Dünyada 3 harekete sahip ilk sporcu" unvanını taşıyan Ferhat Arıcan. aynı zamanda Çin'deki Dünya Şampiyonasında finallere kalan ilk Türk Cimnastikçi. Suat Çelen ise 1997 yılında İtalya’da düzenlenen Akdeniz Oyunları'nda gümüş madalyayı Türkiye'ye getirdi.

Türk cimnastiğinin günümüzdeki öncüsü Ferhat Arıcan. 2016 Olimpiyat madalyasına göz dikmiş durumda. Suat Çelen ise sürdürdüğü Türkiye Cimnastik Federasyonu Başkanlığı göreviyle yeni sporcular yetiştirerek, yeni başarılara imza atmanın peşinde. Soyadları ile anılan hareketleriyle kariyerlerini taçlandıran bu "iki neslin’ hayatları spor adına tam bir başarı öyküsü.

 

Tavandaki ayak izi, dünyaya açıldı.

Cimnastikle nasıl tanıştınız?

FA: 9 yaşında başladım. 10 yıldır yapıyorum. Okulda ellerimin üstünde yürüyormuşum. Beden eğitimi öğretmenim görmüş ve beni spor okuluna göndermiş. Hiperaktif bir çocuktum. Evin içinde durmuyor, kapıların üzerine oturuyormuşum. Tavanda ayak izim varmış.

Bir yere yönlendirelim enerjisini atsın demişler. Ama hala enerjim bitmedi. Daha sonra Reyhan hocayla karşılaşıyorum. Denge tahtasının üstünde herkes çember atarken, ben ellerimin üstünde yürüyorum. Reyhan hoca beni o gün profesyonel grubun içine alıyor.

SÇ: Abimin ve teyzemin çocukları sporcuydu. Futbol oynamak istiyordum ama bütün sporların temeli diye cimnastiğe başladım. 9 yaşındaydım, aslında cimnastik için geç bir yaş ama çok enteresan ülkemizde madalya kazanmış sporcular hep geç başlamış. 1 sene yapıp bırakırım diye düşünmüştüm ama 1 yıl içerisinde milli takıma seçildim.

 

Cimnastiğin hayatınızdaki yerinden bahseder misiniz?

FA: Hayatım diyebilirim. Günde 8 saat antrenman yapıyorum. Ailemi bile çoğu zaman göremiyorum. Kendimi bildim bileli cimnastiğin içindeyim ve devamında da cimnastiğin içinde olacağım. Spor yapmak aslında saygı, sevgi, disiplin ve hayatının şekillenmesi. Kişiliğini bile spora bağlayabilirsin.

 

Zorluk derecesi yüksek 3 hareket.

Dünya literatürüne gecen, hareketleri nasıl buldunuz?

SÇ: 1990 Belçika Okullararası Dünya Şampiyonası’nda paralel aletinde finale kaldığımda antrenörüm Mehmet Aktaş yarışmadan 1 gün önce yüzlerce kez bu hareketi tekrar ettirerek çıkarmamı sağladı. Antrenmanda avuçlarımın patladığını hatırlarım. Birinci olarak yarışmanın en küçük ve en cesur sporcusu ünvanını aldım. Daha sonra riskli hareketler listesinde olduğu için kaldırıldı. Sporu bırakmadan 2002'de ABD'deki Dünya Şampiyonası’nda ikinci bir 'Çelen Hareketi’ni yaptım ve literatüre geçti. Aynı alette Ferhat'ın da hareketi var. Bir de Murat Canbaş’ı unutmamak lazım, ilk onun hareketi literatüre girdi atlama masasında.

FA: Alt yapısı olan çalıştığım bir hareketin üzerine antrenörümle beraber 'ne ekleyebiliriz' diye düşündük. 2008'de paralelde literatüre soktuğum hareket için 6 ayımı harcadım. Çok zor ve teknik bir hareketti. Kimse denemedi şu ana kadar. Bir İtalyan arkadaşım, 'sen o hareketi nasıl yapıyorsun ben daha düşünemiyorum' dedi. Geçtiğimiz ay ise paralel aletinde en zor hareketlerin bulunduğu ve sadece 5 hareketin yer aldığı "G" grubunda yer alan yeni bir hareket daha çıkardım. Bazı hareketler var düşünmek gerekiyor. Bazı hareketler var seyrinde geliyor.

 

Her sporcu kendi adına hareket çıkarmaya çalışır mı?

SÇ: Sunu da söyleyeyim literatüre hareket koydurma adına spor yapmış olsaydım, 10 -15 tane hareketim olabilirdi. Ben madalya alabilmek için çok çabaladım. Sporcuların asıl amacı dünya literatürüne seri koymak değil, madalya almaktır.

FA: Bütün cimnastikçiler bu spora bir şeyler katıp daha sonra bu sporun geleceğini belirliyorlar.

Her sporcu tarihe geçmek ve cimnastiğin geleceğini etkilemek ister. Ama bazı sporcular sadece madalya almayı hedefler. Cimnastik başkalarının çıkardığı hareketleri yapabilmek, bütün hareketlerin birleşimini yapmaktır.

 

Öldükten sonra isminiz kalır

Tarihe geçen hareketleriniz Simdi size ne hissettiriyor?

SÇ: Artık yüzünüz unutuluyor. Yeni başlayan bir cimnastikçi bile bu kitabı açıp bakıyor. Hareketinizi beğeniyor, isminizi okuyor. Dünya Şampiyonası’na gittiğiniz zaman akreditasyon kartınızda soy isminiz yazar, isminizi gören insanlar sizi tanımasa bile gelir, elinizi sıkar. Değerli olduğunuzu hissediyordunuz. Saygı ve size bakış biraz daha farklı oluyor.

FA: Tribünde otururken birinin 'Arıcan hareketi' yaptığını gördüm. Çok değişikti, gurur duydum. Benim bulduğum bir şeyi yapmaları gerçekten çok mutluluk verici. Tarihe geçmiş bir şey. Ben öldükten sonra da kalacak.

 

Hedef 2016'da Rio’da Olimpiyat Madalyası Hedefin nedir?

FA: Artık hedefim çıkardığım hareketlerle madalya almak. Olimpiyat seçmesi 2015'de yapılacak, önceden olimpiyatlara gitmek bizim için hayaldi. Artık olimpiyatlara gitmek değil, madalya almayı hedefliyorum. Gitmeyi düşünürsen gidersin, madalyayı hedeflersen zaten gitmiş oluyorsun.

 

Siz olimpiyatlara gitmeyi hayal ettiniz mi?

SÇ: Bizim dönemimizde cimnastik bir takım sporuydu. Şimdiki gibi alet şampiyonları yoktu. Bizim zamanımızda olimpiyatlarda madalya almak değil, olimpiyatlara gitmek zordu.

 

Türk Cimnastiği o zamandan bu zamana nasıl bir ivme kazandı?

SÇ: Olimpiyatlara gidememek bizim içimizde kaldı, içimizdeki heyecanı şimdi genç kardeşlerimizin hayallerini gerçekleştirmek için yaşatıyoruz. Şimdiki nesil spora başlarken 'olimpiyat' diyor. Her şeyden önemlisi kalbimiz cimnastikle atıyor. Akdeniz Oyunlarında çıkartılan 4 madalyanın 3'ü Mersin'de alındı. Bugün Gençlik ve Spor Bakanlığı’mızın imzasıyla 81 ilde cimnastik yapılıyor. Dünyadan gelen yöneticiler buna bir devrim diyor. Şimdi 2020'nin çocuklarını tespit ettik. Gençlik ve Spor Bakanlığı TOHM projesiyle Bolu ve İzmir'i olimpik merkez yaptık. Keşke bu dönemlerde sporcu olsaydım, içimizde kalmasaydı buralarda olmazdık. Az önce gördünüz: salonlardaydık. Ruhumuz orda atıyor.

 

Haber Kaynağı: Şenay GÜNER - GSB / Gençlik Spor Dergisi