Genç Bürokrat Dergisinden Başkanımıza ziyaret - 2015-12-30

Genç Bürokrat Dergisi İmtiyaz sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Sayın Mehmet İRMEŞE Başkanımızı makamında ziyaret etti. 

Aralık 2015 sayısında röportajı yayınlanan Başkanımıza dergilerine göstermiş olduğu özel ilgi ve desteğinden dolayı teşekkür eden İRMEŞE ayrıca başkanımıza bir plaket taktim etti.

Başkanımızın dergideki röpartajı:

Hem Sporcu Hem Eğitmen Hem Bürokrat, SUAT ÇELEN

Türkiye Cimnastik Federasyonu Başkanı Suat Çelen, Türk milli cimnastikçi... Dünya cimnastik literatürüne çifte burgulu hareketi, Çelen hareketi olarak geçiren sporcu, aynı zamanda yönetici ve genç bir bürokrat... Spor yaşamında elde ettiği başarıları şimdilerde bürokrasi alanı içerisinde gösteriyor. Kendisiyle cimnastik sporunu ve Türkiye'de sporun önemine ilişkin sohbet ettik...

Spor yaşamında elde ettiği başarıları şimdilerde bürokrasi alanı içerisinde gösteriyor. Kendisiyle cimnastik sporunu ve Türkiye'de sporun önemine ilişkin sohbet ettik... 

Öncelikle sizi kendi ağzınızdan eğitim geçmişinizi de kapsayacak şekilde tanıyabilir miyiz?
 
İlkokul, ortaokul ve lise eğitimimi Bolu’da tamamladıktan sonra üniversiteyi Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nda tamamladım. 1999 yılında mezun oldum. Mezun olduğum yıl Bolu İzzet Baysal Anadolu Lisesi’ne atandım. Öğretmenlik, antrenörlük, hakemlik ve kulüp yöneticiliğini bir süre beraber yürüttüm. 
 
Bürokrat kimliğiniz öncesinde cimnastik alanında milli sporcumuzdunuz. Öncelikle sporla ilk tanışma hikâyenizi ve buna ek olarak kazandığınız başarılarınızı sizden dinlemek isteriz.
 
Cimnastiğe 1987 yılında, Bolu’da ağabeyimin beni teşvik etmesi ile başladım. Aslında amacım futbol branşına geçmek için cimnastik alt yapısını kazanmaktı. Ancak 2 yıl içerisinde Türkiye Şampiyonluğu ve Okullararası Dünya Şampiyonasında altın madalya kazanınca, bırakmak bir yana cimnastik benim için bir anda yaşam biçimi haline geldi. 17 yıllık spor geçmişimde birçok madalya kazandım ve 100’ün üzerinde ülkede, ülkemi temsil etme fırsatı buldum. Yurt dışında İstiklal Marşımızı dinletmek şerefine eriştim. Ama hedeflediğim madalyaları, ciddi sakatlıklarım yüzünden alamadan cimnastik sporunu bırakmak zorunda kaldım. Bunların içinden benim için en önemli olan Okullararası Dünya Şampiyonası ve Avrupa birinciliği, Akdeniz Oyunları ikinciliği ve Balkan Şampiyonası Gençler ve Büyükler Şampiyonluğu olmuştur. Bunların yanında birçok uluslararası turnuvada da madalyam var.
Benim cimnastik hayatımı ve spor yaşantımı etkileyen en önemli konu aslında 1990 yılında yaptığım bir harekete ismimin verilmesiydi. Dünya literatürüne Çelen hareketi olarak geçti ancak daha sonra riskli hareketler bölümünde olduğu için kitapçıktan kaldırıldı. Ben de sporculuğumun son yıllarında bir tane daha hareket yaparak yenisini dünya literatürüne geçirmeyi başardım ve halen “Çelen hareketi” olarak tüm dünyada bilinmekte ve yapılmaktadır. Bu tabii ki gurur verici bir durum. 
 
 
Bolu’da ilk göreviniz Spor İl Müdürlüğü ile bürokrasiye adım attınız,  bu süreçte ne gibi çalışmalar yaptınız?
 
Bolu’da 2009 yılından 2013 yılına kadar görev yaptım. Benim için gerçekten onur verici bir durumdu çünkü doğup büyüdüğüm şehre hizmet etme imkanı yakaladım. Ve bu süreci çok iyi değerlendirmem gerektiğini düşündüm. Sporcu olarak iz bıraktığım Bolu ilinde idareci olarak da iz bırakmak istiyordum. Bu bağlamda milli sporcu sayısında, aktif sporcuların sayısında büyük bir artış oldu ve şehirde yapılan büyük yatırımların yanında gençliğe çok büyük hizmetlerin devletimiz tarafından yaptırılmasına vesile oldum. Bu süreçte Bolu’nun tüm dinamikleri şahsıma çok büyük destek olmuşlardır. Hiçbir zaman koltuk sevdalısı olmadım. Koltuk beni değil, ben koltuğu yönettim. Her ne yaparsam yapayım, iş prensibim ve mesleki ahlakım sayesinde bu görevimi elimden gelen en iyi şekilde yapmaya özen gösterdim.   
 
Üç yıl önce Türkiye Cimnastik Federasyonu Başkanlığına geçtiniz. Nasıl bir görev devraldınız, geldiğinizden bu yana ne gibi çalışmalar yaptınız?
 
Federasyon Başkanı seçildiğimde ilk düşüncem “Benim hayallerim sporcu kardeşlerimin ve antrenör arkadaşlarımın gerçekleri olsun” oldu. Sporcuyken alamadığım madalyaları ülkemize kazandırmak için ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyorum. Göreve geldiğimizde 23 il aktif cimnastik yaparken bugün 81 ilde cimnastik yapılıyor ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından zorunlu hale getirildi. 1200 faal sporcu varken sayısı bugün 10200’e ulaştı. Ama bizim hedefimiz bu sayıyı 50000-60000 seviyelerine taşımak. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından birçok ilde müstakil cimnastik salonu yapıldı ve yenileri yapılmaya devam ediyor. Antrenör sayımız da 6200’den 8500’e yükseldi. Tabi bunlar belge alan, özel spor kulüplerinde veya özel spor salonlarında çalışan veya sadece belge almış ama performansa katkısı olmayan antrenörler. Performansımıza katkı sağlayan antrenörler ise 100’den 300’e ulaşmıştır. Ve yapılan çalışmalara Bakanlığımızın her türlü desteğiyle daha hızlı ulaşacağımıza inanıyorum.
 
Sizce Türkiye’de spora ve sporcuya gerekli önem veriliyor mu? Cevabınız hayır ise, bu iki konu için çözüm öneriniz ne olurdu? 
 
Bence artık spor Türkiye’de bir meslek haline geldi. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından çok ciddi destekler veriliyor hatta bazen keşke bu dönemlerde spor yapsaydım diyorum. Özellikle Gençlik ve Spor Bakanlığı birçok projeyi hayata geçirip uygulamaya çalışıyor. Spora artık gereken her türlü desteğin verildiğini görebiliyoruz ancak spor bir endüstri ve sürekli kendini yenilemesi ve desteklerin günden güne artması gerekiyor. Spordaki en temel sorunlarımızdan birisi de zaman planlamasının tam olarak çözülmemesi. Milli eğitim sisteminin spora, özellikle performans sporuna izin verecek şekilde planlamasının yapılması gerekiyor. Tesis sorunu neredeyse kalmadı, eğitmenler yetiştiriliyor, spor yapacak çocuk ve gencimiz fazlasıyla mevcut. Tek problem zaman; zamanı iyi planlamak gerekiyor.
 
Peki, cimnastik sporunun Türkiye’de yeteri kadar değeri biliniyor mu? Bunun için kime görev düşüyor?
 
Cimnastiğin değeri yeni yeni anlaşılıyor. Spor Genel Müdürlüğümüz tarafından 81 ilde Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlükleri marifetiyle antrenör istihdamı bunun bir göstergesidir. Buna paralel olarak devletten aldığımız destek sayesinde de sporcu sayılarında ciddi artışlar oldu. Tabii cimnastiğin sadece cimnastik olarak görülmemesi gerekir. Cimnastik bütün sporların temeli ve en küçük yaşta spora başlanan bir branş. Cimnastik deyip geçmemek lazım. Alt başlıklar halinde; artistik, ritmik, trampolin, aerobik ve genel cinmastik; step ve pilates olarak bu branşların tümüyle alakalı çalışmalar yürütmekteyiz. Çok önemli olan spor yapma alışkanlığını ülkemize verebilmemiz gerekmektedir. Spor yapmak, cimnastik yapmak hayat kalitemizi yükseltir. Tabii ki bu spor yapma bilincini yerleştirmek sadece Gençlik ve Spor Bakanlığı’na düşen bir görev değil, Milli Eğitim Bakanlığı’na da bu noktada büyük görev düşüyor. 
 
Federasyon Başkanlığı’na geçiş sürecinizden bu yana federasyonda neler değişti ve gelişti?
Lokomotif olarak,
 
- Yarışmalarımıza elektronik sistem getirilmesi 
  - 81 ilde cimnastik branşının başlatılması
- Olimpiyatlarda madalya alacağımız fikrinin aşılanması
 
- İyi bir lige sahip olmak için gerekli adımların atılması
 
- Önceki döneme göre 5-6 kat yurt dışı temasının sağlanması
               
- Bütçenin 5 kattan fazla büyümesi
 
-Camiamızda bütünlüğün sağlanması yönünde önemli organizasyonların yapılması
 
- Spor Bakanlığının ve Spor Genel Müdürlüğünün cimnastiği tanıması ve bakış açılarının değişmesi 
 
Bütün bu noktalarda hızlı bir şekilde hareket ettik, kısa zamanda belki de uzun bir yol kat etmiş olduk. 
 
Federasyon, cimnastik sporunu geliştirmek ve daha iyi bir konuma getirebilmek amacıyla ne gibi çalışmalar yapıyor?
 
Biz, federasyon olarak cimnastik sporunun Türkiye’nin her ilinde yapılabilmesi ve branşımızın yaygınlaşması için çalışmalar yürütüyoruz. Diğer taraftan ülkemizi en iyi şekilde temsil edebilecek sporcu, antrenör ve hakemlerimizin eğitimlerine destek vermeye çalışıyoruz. Daha hızlı hareket eden ve dünya ülkeleriyle yarışabilecek, kişilerle değil sistemle yürüyebilen bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz.
 
 
Gençlik ve Spor Bakanlığı, federasyonun yaptığı çalışmaları ne derece destekliyor, ortak ne gibi çalışmalar düzenleniyor?
 
Seçildiğimizden bugüne yaptığımız her proje ve verdiğimiz her öneri karşılılığını buldu. Bakanlığımız tarafından desteklenen bir federasyon durumundayız. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın cimnastiğin tüm illerde yapılmasını zorunlu hale getirmesi, cimnastiğin ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir.
 
Kişisel ve mesleki hayatınız süresince size yol gösteren isimler kimlerdir? 
 
Önce yıllarca Bolu’da esnaflık yapan babamın öğüdünü aldım; “Ne yaparsan yap ama benim başımı öne eğme.” Sonrasında çok uzun yıllar Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yapmış Saip Garipoğlu, benim için gerçekten çok önemli bir rehber olmuştur. Yöneticilik konusunda çok önemli öğütleri olmuştur. Tecrübelerini her daim paylaşmıştır. İlk müdürlük dönemlerinde dönemin Bolu Vali Yardımcısı Cemal Yıldızer ve Zeki Karaca Valilerim gerçekten de çok destek olmuşlar ve her daim tecrübelerini bir öğretmen edasıyla paylaşmışlardır. 
 
Genç bürokrat olmanın avantajı ve dezavantajı nedir? 
 
Avantajı, dinamik olmanız, her türlü koşuşturmaya kendinizi hazır hissetmeniz ve insanlarla iletişiminizin daha kolay olabilmesi; dezavantajı ise hızlı hareket etme isteğiniz ve kaçınılmaz olarak hata yapma olasılığınızın artması. Ben işimde sonuç odaklıyımdır ve tez canlıyımdır. Hemen her iş olsun isterim fakat işin içine bürokrasi girince yavaşlamalar oluyor. Kararlı adımlar atıldığı vakit o çark bir şekilde dönüyor. 
 
Eğitimci kişiliğinizin görevinize kattığı en önemli değer nedir? 
Eğitimci kimliğimin birçok faydasını gördüm. Uzun süre öğretmenlik yapmam, gençlerle daha kolay iletişim kurmamı sağladı. Ama bana göre en önemlisi kişi ve olaylara karşı sabırlı olmam. Bunu da eğitimci kimliğimden kalan bir değer olarak görüyorum.
 
Sizce başarılı yönetici olmanın sırrı nedir? 
Hata yapmaktan korkmamak, çok dinlemek, tecrübelilerin bilgi ve yorumlarını almak, çalışanların güvenini ve sevgisini kazanmak. Ekip duygusunu oluşturabilmek, ‘biz’ olabilmek çok önemli. Bir gün görevim biter ve giderim ama birilerine bir şey öğretebildiysem, onların hafızalarında yer edinebildiysem mutlu olurum. 
 
Mesleki açıdan hedefleriniz nelerdir?  
Sporcu olarak iz bıraktığım spor ailesine yönetici olarak da iz bırakabilmek, aslında en doğru ifadeyle ne yaparsam yapayım “en iyisini yapmak”, en büyük hedefim. Buradan sonrası için en büyük hedefim de öğretmenliğe devam edebilmek. 
 
Son olarak eklemek istedikleriniz var mı? 
Gençlerin önünü açmak gerekir, destek olmak gerekir. Akıl yaşta değil baştadır. Ancak aklı başa getiren de yaştır, sözünden de anlaşılacağı gibi tecrübe de çok önemlidir. 
Son olarak şunu söylemek isterim; ne yaparsak yapalım, işimizi severek yapalım. İnsana ve topluma hizmet anlayışı içerisinde olmak, başarıya götüren yolun başlangıcıdır. Sizlere de teşekkür ediyorum, gençlerin düşüncelerine hizmet ettiğiniz için.